SAN 'AT                                                                                                                                                                                                             

Batının zarif mozaiklerinde, kelebek gibi salınan danslarında, göğe yükselen orkestra seslerinde bir estetik saklıdır. Fakat o notalar arasında bizlerin içi hep biraz burkulur. Çünkü biz; köklerini bereketli Anadolu toprağına salmış, vatan sevdasıyla yoğrulmuş insanlarız.

İçimizde kıpır kıpır uçuşan kelebekler, heyecanın renkli kanatları gibi çırpınır; tıpkı Anadolumuzun çini işlemelerinde saklı binbir sır gibi. Zeybek oynayan dağ gibi efelerimiz gelir gözümüzün önüne; her adımında toprakla kurduğu bağ, her duruşunda sergilediği gurur bizi biz yapar. Çünkü Anadolu, sözcüklere sığmayan, henüz tam anlamıyla yazılmamış bir destandır.

Tıpkı usta bir sanatçının kaleminden dökülen şiir gibi... Fırtına gibi coşan orkestra sesleri sana heyecan verirken, bize halkın sesidir yankılanan. Anadolu’nun sanatı da tıpkı ruhumuz gibi derindir, çok katmanlıdır. Her çinide binbir diyarın izi vardır; her motifte bir annenin duası, bir yiğidin yüreği gizlidir. Ve efelerimiz... Güçlü mü güçlü adımlarıyla, yürek titreten zeybekleriyle, bizlere hem onuru hem keyfi bir arada yaşatır.

Müziğimiz bile başka bir dilden konuşur. Siz neşeli senfonilere kulak verirken, biz yüreğimizi dağlayan yanık türkülerle dertleşiriz. Siz notaları tek tek sayarken, biz her ezgide bir geçmişi yaşarız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AĞAÇLAR SESSİZ BİLGELER